ÇOKLU EVRENLER TASARIM ARGÜMANINI BİTİRDİ Mİ ?

Çoklu Evrenler, Hassas Ayar ve Tasarım Argümanı: Kritik Bir Analiz
Çoklu Evrenler ve Tasarım Argümanı

Kozmolojik Hassas Ayar ve Çoklu Evrenler Hipotezi

Matematiksel Olasılık, Termodinamik ve Teolojik Zorunluluk Ekseninde Bir İnceleme

Giriş: Tasarım ve Rastlantı Arasındaki Gerilim

Modern kozmoloji, evrenin yaşam için gerekli olan fiziksel sabitlerinin (kütle çekim sabiti, kozmolojik sabit vb.) son derece hassas bir dengeye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu "Hassas Ayar" (Fine-Tuning), teistik açıdan bir Tasarımcı'nın (Sane-i Hakîm) varlığına işaret ederken; natüralist/ateist düşünce bu durumu açıklamak için Çoklu Evrenler (Multiverse) hipotezini öne sürmektedir. Bu metin, Çoklu Evrenler hipotezinin mantıksal ve fiziksel tutarlılığını; Sir Roger Penrose'un entropi eleştirisi, Ian Hacking'in mantık analizi ve Bediüzzaman Said Nursi'nin kelami yaklaşımları ışığında irdelemektedir.

1. Roger Penrose ve Termodinamik İtirazı

Nobel ödüllü fizikçi Sir Roger Penrose, Çoklu Evrenler teorisinin gözlemlenen evreni açıklamada matematiksel olarak yetersiz kaldığını savunur. Termodinamiğin İkinci Yasası gereği, evren düşük entropili (yüksek düzenli) bir durumdan başlamıştır. Penrose, bu başlangıç koşulunun rastgele (kaotik) bir çoklu evren havuzundan çıkma ihtimalini şöyle hesaplamıştır:

"Big Bang anındaki hassasiyetin rastgele yakalanma ihtimali 1010123'te 1'dir. Bu sayı, evrendeki tüm atomların üzerine sıfır yazılsa bile ifade edilemeyecek bir büyüklüktür."

Penrose'un temel argümanı şudur: Eğer biz rastgele dalgalanmalar sonucu oluşan sonsuz evrenlerden birinde yaşıyor olsaydık, istatistiksel olarak "gözlemciyi barındıracak en küçük ve en basit" evrende olmamız gerekirdi. Sadece Güneş Sistemi büyüklüğünde bir evrenin oluşma ihtimali, bizim devasa ve her yeri düzenli evrenimizin oluşma ihtimalinden trilyonlarca kat daha yüksektir. Gözlemlediğimiz evrenin "gereksiz yere" büyük ve düzenli olması, onun rastgele bir süreçle değil, spesifik bir "Singularity" (Tekillik/Kasıt) ile başladığını gösterir.

Boltzmann Beyni Paradoksu

Çoklu evrenler mantığı kabul edilirse, uzay boşluğundaki rastgele parçacıkların geçici olarak bir araya gelip bilinçli bir beyin (Boltzmann Beyni) oluşturma ihtimali, tüm evrenin oluşma ihtimalinden daha yüksektir. Ancak biz bir boşlukta süzülen yalnız beyinler değiliz; tutarlı bir tarihe ve fiziğe sahip bir evrendeyiz. Bu durum, rastlantısal açıklamayı çürütmektedir.

2. Mantıksal Tutarsızlık: Ters Kumarbaz Yanılgısı

Filozof Ian Hacking, çoklu evren savunucularının "Ters Kumarbaz Yanılgısı" (Inverse Gambler’s Fallacy) hatasına düştüğünü belirtir. Bu yanılgı, şu anki sonucun (düşük ihtimalli bir olayın) gözlemlenmesinden yola çıkarak, geçmişte veya başka yerlerde çok sayıda deneme yapıldığı sonucuna varmaktır.

  • Klasik Yanılgı: "Para 10 kere tura geldi, şimdi yazı gelmeli." (Geleceğe dair hata).
  • Ters Yanılgı: "Adam çift 6 attı, demek ki ben görmeden önce sabaha kadar zar atmış olmalı." (Geçmişe dair hata).

Çoklu evrenler argümanı, bizim evrenimizdeki hassas ayara bakıp, "Bunu açıklamak için başka yerlerde trilyonlarca başarısız evren olmalı" çıkarımını yapar. Ancak gözlemlenen tek gerçeklik bu evrendir ve başka evrenlerin varlığı, bu evrenin oluşma olasılığını matematiksel olarak değiştirmez.

3. Matematiksel Olasılık: Borel Yasası

Matematikçi Emile Borel'in "Tek Şans Yasası"na göre, kozmik ölçekte 10-50'den daha küçük bir ihtimal, fiziksel olarak "imkansız" kabul edilir. Çünkü evrenin toplam parçacık sayısı (1080) ve yaşı (1017 saniye) dikkate alındığında, bu kadar küçük bir ihtimali test edecek "işlem kapasitesi" yoktur.

Çoklu evren savunusu, "sonsuz evren" varsayımıyla bu sınırı aşmaya çalışsa da, bu yaklaşım bilimsellikten ziyade felsefi bir kaçıştır. Her türlü anormalliği "sonsuz ihtimallerden biri" diyerek açıklamak, bilimsel neden-sonuç ilişkisini ortadan kaldırma (scientific suicide) riski taşır.

4. Teolojik Perspektif: Risale-i Nur ve "Aklen Muhal"

Bediüzzaman Said Nursi, Tabiat Risalesi'nde bu olasılık tartışmalarını "Aklen Muhal" (Rasyonel İmkansızlık) kavramıyla ele alır. Nursi'ye göre, ihtimal hesapları matematiksel olarak sıfır olmasa da (İmkan-ı Zihni), akıl ve hikmet açısından imkansızdır (İmtina-i Adi).

Eczahane örneğinde olduğu gibi; yüzlerce kavanozdan hassas ölçülerle alınan maddelerin rüzgarın devirmesiyle (tesadüfen) hayatdar bir macun oluşturması matematiksel bir limit konusu değil, mantıksal bir absürtlüktür. Nursi'ye göre:

"Bir harf kâtipsiz olmaz, bir iğne ustasız olmaz... Nasıl olur ki, nihayet derecede muntazam şu kâinat sahipsiz olur?"

Çoklu evrenler teorisi, "Bir Yaratıcı'yı kabul etmemek için, sonsuz sayıda görünmeyen evreni ve tesadüfü ilahlaştırmayı" gerektirir. Bu da teistik açıdan "daha büyük bir hurafeyi" kabul etmek demektir.

Sonuç

Çoklu Evrenler teorisi, Tasarım Argümanı'nı çürütmekten ziyade, sorunu "tek bir evrenin tasarımından", "evren üreten mekanizmanın tasarımına" taşır. Penrose'un entropi analizi ve Hacking'in mantık eleştirisi göstermektedir ki; gözlemlediğimiz bu devasa ve düzenli evren, kör bir şansın ürünü olmaktan uzaktır. Akıl, matematik ve fizik yasaları; "sonsuz bir piyango"dan ziyade, "Kasıtlı bir Tasarım" (İrade ve Kudret) seçeneğini en rasyonel açıklama olarak işaret etmektedir.