Kuran Süryani Rüyası mı ? - Cevaplar
Kuran'ın Süryani Literatürden özellikle de Suruçlu Yakup'tan etkilendiğine dair oryantalist tezler sosyal medya ve çeşitli yayın organlarında paylaşıldı bizde bu alandaki paylaşımlara dair değerlendirmeleri ortaya koymak istedik
İlk olarak
Kur’an–Süryani Yakup Benzerlikleri Üzerine Mantıksal ve Teolojik Bir Değerlendirme
Kur’an’daki Yusuf kıssası ile Süryani ilahiyatçısı Yakup el-Serûcî’nin (Jacob of Serugh) vaazları arasında bazı tematik benzerlikler bulunduğu sıkça dile getirilmiştir. Bu benzerlikler, özellikle sabır, iffet, merhamet ve ilahi takdir gibi ahlaki temalarda kendini gösterir. Ancak bu gözlem, çoğu zaman yanlış bir nedensel ilişkiye dönüştürülmektedir. Söz konusu iddia genellikle şu mantık dizgesiyle kurulmaktadır:
a: Kur’an ile Yakup’un vaazları arasında benzerlik vardır.
b: Hz. Muhammed (sav), Yakup’un vaazlarını biliyor ve onlardan etkilenmiştir.
c: Kur’an’daki benzer unsurlar, bu etkilenmenin sonucudur.
Oryantalist yaklaşım çoğu zaman “a” öncülünden hareketle “b” ve dolayısıyla “c” sonucuna ulaşır. Ancak bu akıl yürütme, biçimsel mantık açısından geçerli değildir. Çünkü a (benzerlik), kendi başına b (etkilenme) öncülünü ispatlamaz. “Benzerlik → etkilenme” geçişi, nedenselliği varsayan ancak ispatlamayan bir önkabuldür. Bu, klasik mantıkta “post hoc ergo propter hoc” (ardışıklık nedeniyle nedensellik varsayımı) safsatası olarak bilinir.
Bu zincirin geçerli olabilmesi için “b” öncülünün tarihsel olarak kanıtlanması gerekir. Bunun için de şu şartların sağlanması beklenir:
1. Hz. Muhammed’in Süryanice bilmesi,
2. 5. yüzyıl Süryani manastır metinlerine erişim imkânının bulunması,
3. Yakup’un vaazlarının 7. yüzyıl Arabistan’ında biliniyor olması.
Mevcut tarihsel veriler bu üç şartın hiçbirini desteklememektedir. Dolayısıyla b öncülü kanıtlanmadığı için, c önermesi de geçersiz kalır. Yalnızca “a”nın (benzerliklerin) doğru olması, “etkilenme” veya “aktarım” sonucuna götürmez.
Klasik İslam düşüncesi açısından konu çok daha tutarlı bir şekilde açıklanabilir. Kur’an’a göre bütün peygamberler aynı ilahi kaynaktan vahiy almışlardır (Şûrâ 42:13). Dolayısıyla farklı dinî geleneklerde benzer ahlaki temaların bulunması, ortak vahiy kökeninin bir yansıması olarak görülür. Kur’an, önceki vahiylerin “tasdik edicisi” ve “tashih edicisi”dir (Bakara 2:97; Mâide 48). Bu sebeple, Kur’an ile Yakup’un vaazları arasındaki paralellik, insanî bir aktarımın değil, aynı ilahi mesajın farklı kültürel ve tarihsel bağlamlarda yeniden ifade edilmesinin sonucudur.
Bu durumda geçerli ve tutarlı çıkarım zinciri şu şekilde formüle edilebilir:
a: Kur’an ve Yakup’un vaazları arasında benzerlik vardır.
d:Her iki metin de aynı vahiy geleneğinin izlerini taşır.
→ Dolayısıyla benzerlik, insanî etkilenmenin değil, vahyin evrensel sürekliliğinin göstergesidir.
Sonuç olarak, “Kur’an ve Süryani Yakup benzerliği” olgusunu açıklamak için “etkilenme” hipotezine ihtiyaç yoktur. Klasik İslam düşüncesi, bu benzerliği vahyin birliği (vahdetü’l-vahy) ve önceki metinlerin ilahi kaynaktan gelen doğru unsurlarının devamı olarak değerlendirir. Bu yorum, hem mantıksal tutarlılığı hem de teolojik derinliği açısından daha sağlam bir açıklama sunar
Üstteki yazıda bahsettiğimiz b öncülünü doğrulayan bir kanıt olmadığı gibi b öncülünün geçersiz olduğuna dair Altay Cem Meriç-Peygamberliğin ispatı kitabından " Sözlü Anlatı Olarak Tüm Bu Metinler,O Coğrafyada Olabilir mi?" bölümünü paylaşıyoruz.
